6 Şubat 2011 Pazar

Usulsüz Tebligat

T.C.
DANIŞTAY
10. DAİRE

E. 1994/3312
K. 1996/1733
T. 2.4.1996

• USULSÜZ TEBLİGAT
• DAVA AÇMA SÜRESİ

• USULSÜZ OLARAK VEKİLE TEBLİĞ EDİLEN VE YÜKÜMLÜ ŞİRKET TARAFINDAN ÖĞRENİLMEDİĞİ SAPTANMAYAN ÖDEME EMRİNE KARŞI DAVA AÇMA SÜRESİ TEBLİĞ TARİHİNDEN BAŞLAMASI

• 7 GÜNLÜK DAVA AÇMA SÜRESİNİN GEÇİRİLMESİ ( Usulüne Uygun Olarak Vekile Tebliğ Edilen Ödeme Emri – Dava Açma Süresi )

6183/m.58
7201/m.12,32

ÖZET : 6183 sayılı yasaya göre 7 günlük dava açma süresi geçirilmiş ise de, usulüne uygun olarak davacı şirkete yapılmış bir tebligat bulunmadığından davalı idarenin süre def`inin yerinde görülmemesi.

İstemin Özeti: İhracat bedeli dövizlerin süresinde yurda getirilmemesi nedeniyle 1567 sayılı Yasaya 3521 sayılı Yasayla eklenen geçici maddenin 2. fıkrasına göre hesaplanan kur farkı ile buna ilişkin gecikme faizinin tahsili amacıyla düzenlenen 10.3.1993 tarihli ödeme emrinin iptali istemiyle açılan dava sonunda, İstanbul 2. İdare Mahkemesi 10.1.1994 tarih ve E: 1993/1084, K: 1994/28 sayılı kararıyla davayı reddetmiştir.

Davacı, anılan mahkeme kararının yerinde olmadığını ileri sürerek temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

Savunmanın Özeti: Yerinde olmadığı ileri sürülen temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

D. Tetkik Hakimi Y.B.`nin Düşüncesi: Süresi içinde açılmayan davanın esasına geçerek, davanın reddi yolunda verilen mahkeme kararının süre aşımı yönünden bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Ü.O.`nun Düşüncesi: İleri sürülen bozma nedenleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 49. maddesinin 1 numaralı bendinde öngörülen nedenlerden hiçbirisine girmediğinden, temyiz isteğinin reddi ile hukuka ve usul hükümlerine uygun bulunan, idare mahkemesi kararının onanması gerekeceği düşünülmektedir.

Türk milleti adına hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği düşünüldü: Dava, ihracat bedeli dövizlerin süresinde yurda getirilmemesi nedeniyle 1567 sayılı Yasaya 3521 sayılı Yasayla eklenen geçici maddenin 2. fıkrasına göre hesaplanan kur farkı ile buna ilişkin gecikme faizinin tahsili amacıyla düzenlenen 10.3.1993 tarihli ödeme emrinin iptali istemiyle açılmıştır.

İstanbul 2. İdare Mahkemesi; firmanın ticari faaliyetinden kaynaklanan kur farkına yönelik idari işlemin 7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 12. maddesi hükmü uyarınca davacı şirkete tebliği gerekirken vekiline tebliğ edildiği, her ne kadar 6183 sayılı Yasaya göre 7 günlük dava açma süresi geçirilmiş ise de, usulüne uygun olarak davacı şirkete yapılmış bir tebligat bulunmadığından davalı idarenin süre def`inin yerinde görülmediği, dava konusu olayda davacının kur farkının istenilmesine ilişkin tebliğnameye karşı dava açmaması sonucu borcun kesinleştiği, dolayısıyla kesinleşen kamu alacağı nedeniyle ödeme emri düzenlenmesinde mevzuata aykırılık olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

Davacı, anılan mahkeme kararının yerinde olmadığını iddia ederek, temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 58. maddesinde; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığını ileri sürerek tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açabileceği öngörülmüştür.

7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 32. maddesi “Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı, tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır.

Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur” hükmünü taşımaktadır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 8/3 maddesinde ise, yasada yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu sürelerin ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzayacağı belirtilmiştir.

Dava ve temyiz dosyalarının incelenmesinden; uyuşmazlık konusu olayda vekil suretiyle takip hali söz konusu olmamasına rağmen dava konusu ödeme emrinin 7201 sayılı Yasaya aykırı biçimde 18.8.1993 tarihinde bu davayı açan şirket vekili avukata tebliğ edildiği, ancak avukata tebliğ olunan ödeme emrinin tebliğ tarihi itibariyle davacı şirket tarafından öğrenilmediği şeklinde bir iddiada bulunulmadığı, 17.9.1993 tarihinde kayda geçen dilekçeyle kendisine tebligat yapılan davacı şirket vekili avukat tarafından dava açıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda usule aykırı tebliğin davacı şirketçe 18.8.1993 tarihinde öğrenildiğinin kabulü zorunlu olup; 18.8.1993 tarihinde tebliğ edilen 7 günlük dava açma süresinin son gününün çalışmaya ara verme zamanına rastlaması nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 8/3 maddesi uyarınca ara vermenin sona erdiği 6.9.1993 tarihini izleyen günden itibaren en geç 13.9.1993 Pazartesi çalışma saati bitimine kadar dava açılması gerekmektedir. Belirtilen süre geçirilerek 17.9.1993 tarihinde kayda geçen dilekçeyle açılan dava süreaşımı bulunmaktadır.

Dolayısıyla süreaşımı bulunan davada işin esasına geçerek karar veren idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 49. maddesi uyarınca, İstanbul 2. İdare Mahkemesi`nin 10.1.1994 tarih ve E: 1993/1084, K: 1994/28 sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın yeniden karar verilmek üzere anılan idare mahkemesine gönderilmesine 2.4.1996 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.